Askerlik: Kapanmayan Rant Kapısı

Önceki gün eve bir tebligat geldi. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın takipsizlik (Kovuşturmaya Yer Olmadığı) kararı. Kovuşturmaya yer olsa, hakkımda, “yoklama kaçağı kalmak suçu” işlediğim gerekçesiyle dava açılacak.

Savcı, askere gitmediğim için düzenlenen idari para cezasının usulüne uygun tebliğ edilmediğini gerekçe göstererek takipsizlik kararı verdi. Anlaşılan, tebligat usulüne uygun yapılırsa dava açılmasına engel bir durum yok.

Nihayet, zorla asker olmayı kabul etmediğim ve üniforma giymeyeceğim hesaba katılırsa, yargılanıp ceza almam önünde bir engel görünmüyor.

Tam buraya mühim bir şerh düşmekte fayda var. Oysa ki ben bu suçtan daha önce yargılanmış ve beş ay hapis cezasına çarptırılmıştım.

Türkiye’de kötülükle birlikte hukuksuzluk da sıradanlaştı. Yine de hatırlatmakta fayda var: Hukukta “Non Bis İn İdem” diye bilinen temel bir ilke var. Kişi, bir suçtan ötürü ancak bir kez yargılanabilir ve bir defa cezalandırılabilir. Diğer bir deyişle, aynı fiilden ötürü iki kez yargılama olmaz.

Zorunlu askerlik bir insan hakları ihlalidir. Ortadan kaldırılmalı. Hiç değilse insanlara “insanlığa faydalı” ve cezalandırma amacı taşımayan, alternatif bir “kamu hizmeti” seçeneği sunulmalı.

Vicdani ret bir haktır. Bunun ne kadar doğal bir hak olduğu, bu hak tanındığı anda aşikar olacak.

Her Türk asker doğar diye uyduruk bir laf var, malûm. İnsanlar askere gitmemek için kırk takla atıyor, okulu uzatıyor, bedelli askerlikle işi hafifletmek için arabasını satıyor, yoksullaştırılıyor, kapitalist bankalardan kredi dilenmek zorunda bırakılıyor, evliliklerini ileriki yıllara öteliyor. Zorla askere alınmak artık çok kaba bir zulüm. Çağ dışı bir uygulama.

Yasak, dayatma ortadan kalksa, hukuk devreye girse, insan doğduğumuzu ve insan olduğumuzu bir kez daha hatırlayacağız. Bundan korkanların kurduğu hazır, çok kârlı bir tezgah var. Müthiş bir rant kapısı bu, anlıyorum, kapansın istenmiyor. Değil mi ki, elli yıl oldu, halen boğaz köprüsünden geçmek için para ödüyor, İstanbul’da bir yakadan ötekine haraç vermeden geçemiyoruz?

Hakkımdaki karar kesinleşince, Anayasa Mahkemesi’ne müracaat etmiştik. İki yıl oldu. Ordan bir şey çıkar mı diye beklerken, aynı suçtan bir kez daha yargılanmam, ceza almam tehlikesi baş gösterdi. Hukuksuzluklar birbirine eklenirse bana hapis yolu gözükebilir.

Hapse girmeyi hiç istemem ama bundan korkacak da değilim. Güçlüyüm çünkü haklıyım. Milyonlarca insanın benim gibi düşündüğünü de biliyorum.

(Bu arada, 7 yılı buluyor, AYM halen vicdani reddin bir insan hakkı olduğunu beyan edemiyor, önündeki dosyaları bekletiyor, karar veremiyor ve iç hukuk yolunun işlevsiz olduğunu açıkça ilan ediyor.)

Milyonları ilgilendiren ve geleceğe dönük etkisi sürüp giden bir hak/sızlık söz konusu.

Hak gelecek ve batıl zail olacak. Bunun için hepimize düşen görevler var. Yoksa mazlum mazlum otururuz oturduğumuz yerde, nasıl bir mazlumluksa artık!

Hakkın bize bahşedilmesini beklersek, daha çook bekleriz. “Gidip onu almamız gerek” diyen büyüklerin yolundan gitmeliyiz.

Savcı, beni aynı suçtan ikinci kez yargılamaya hazırlandıklarını haber verdi. Ben de savcıya haber vereyim: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne müracaat için hazırlanıyoruz.

“Siz, kendinize yakışanı yapınız, unutmayın ki biz bize yakışanı yapmaktayız.”

Gezi Davası için açık çağrı

Gezi Parkı Davası’nda verilen hapis cezalarının ardından, kendilerini “Müslüman yazarlar” olarak ifade eden bir grup aydın ve yazar kamuoyuna çağrıda bulundu.

23 aydın ve yazarın imzasının yer aldığı çağrıda, “25 Nisan 2022’de hukukun çiğnendiği, vicdanların kanatıldığı bir ‘karar’ duyuruldu. Gezi davasıyla yargılanan Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis; Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verildi. Kararın bir mahkeme tarafından, görünüşte ‘usule uygun’ şekilde verilmiş olması, bizleri bu karara itirazdan alıkoyucu değildir” denildi.


“Dün ’28 Şubat mahkûmları’ mağdurlarına, bugün ‘Gezi mahkûmları’ gibi yeni mağdurlar eklenmesini, onaylamıyoruz”

Çağrı metninde şu ifadelere yer verildi:

Dün, 28 Şubat sürecinde ‘birifinglenmiş’ hâkimlerin verdikleri kararlar ile bugün, atanmış hâkimlerin verdikleri kararlar arasında bir fark görmüyor ve itiraz ediyoruz.

Dün, düzmece isnatlar ve delillerle mahkûm edilip hâlâ zindanlarda yaşlandırılmakta olan ’28 Şubat mahkûmları’ mağdurlarına, bugün ‘Gezi mahkûmları’ gibi yeni mağdurlar eklenmesini, bu insanların ölümü zindanda bekleme zulmüne maruz bırakılmasını onaylamıyor ve itiraz ediyoruz.


Dün, özgür irademizle, bizim neyi giyip giymeyeceğimize karar verme hakkını kendinde gören silahlı-silahsız güç odakları, beşli çeteler ve iktidarlarını reddederek bireysel haklarımızı savunduğumuz gibi bugün, içerisinde yaşadığımız şehir ve coğrafyalarda bize rağmen doğa cinayetleri işlemek isteyen ve toplumun itirazına rağmen vahşi ve emtia pazarına uyarlı bir şehirleşmeyi dayatan yeni güç odakları, beşli çeteler ve siyasilere karşı çıkıyor ve itiraz ediyoruz.


“Her türlü etiketleme, ötekileştirme, intikam, nefret söylem ve dilini kabul etmiyor ve itiraz ediyoruz”

Dün, Kemalist ulusalcıların toplumun bir kesimini diğeri karşısında ötekileştirip ‘yeni suç ve suçlular’ üretmek istemesi gibi bugün de aynı şekilde dünün ötekileştirilenlerinin temsilcisi oldukları iddiasındakilerin eliyle ‘yeni suç ve suçlular’ ihdas edilerek bir hınç ve intikam kültürü oluşturulmasını doğru bulmuyor ve itiraz ediyoruz.

Bu hukuksuz dava ve temelsiz karar vesilesiyle; halkın oylarıyla bir emaneti yüklenen ve asıl değil vekil konumunda olanların kendilerini halkın ‘efendileri’ zannederek yaptıkları veya söyledikleri haksız ve adaletsiz her türlü etiketleme, ötekileştirme, intikam, nefret söylem ve dilini kabul etmiyor ve itiraz ediyoruz.


Bazı Müslüman aydın ve yazarlar tarafından oluşturulan çağrı metninin imzacıları şu şekilde:

Fatma Akdokur
Aynur Aktaş
Ümit Aktaş
Ayetullah Aşiti
Kadir Bal
Mehmet Ali Başaran
Fatma Bostan Ünsal
İlyas Buzgan
Mehmet Ali Devecioğlu
Gülsüm Ekinci
İhsan Eliaçık
Bülent Şahin Erdeğer
Nurten Ertuğrul
Kazım Güleçyüz
Rabia Küçükkaya
Faysal Mahmutoğlu
İslam Özkan
Nuriye Özsoy
Enes Atila Pay
Berrin Sönmez
Fatma Yavuz
Metin Yılmaz
Mustafa Yürekli
Murat Kurtuldu

Kaynak: INDEPENDENT Türkçe