Gezi Davası için açık çağrı

Gezi Parkı Davası’nda verilen hapis cezalarının ardından, kendilerini “Müslüman yazarlar” olarak ifade eden bir grup aydın ve yazar kamuoyuna çağrıda bulundu.

23 aydın ve yazarın imzasının yer aldığı çağrıda, “25 Nisan 2022’de hukukun çiğnendiği, vicdanların kanatıldığı bir ‘karar’ duyuruldu. Gezi davasıyla yargılanan Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis; Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ali Ekmekçi, Tayfun Kahraman’a da 18’er yıl hapis cezası verildi. Kararın bir mahkeme tarafından, görünüşte ‘usule uygun’ şekilde verilmiş olması, bizleri bu karara itirazdan alıkoyucu değildir” denildi.


“Dün ’28 Şubat mahkûmları’ mağdurlarına, bugün ‘Gezi mahkûmları’ gibi yeni mağdurlar eklenmesini, onaylamıyoruz”

Çağrı metninde şu ifadelere yer verildi:

Dün, 28 Şubat sürecinde ‘birifinglenmiş’ hâkimlerin verdikleri kararlar ile bugün, atanmış hâkimlerin verdikleri kararlar arasında bir fark görmüyor ve itiraz ediyoruz.

Dün, düzmece isnatlar ve delillerle mahkûm edilip hâlâ zindanlarda yaşlandırılmakta olan ’28 Şubat mahkûmları’ mağdurlarına, bugün ‘Gezi mahkûmları’ gibi yeni mağdurlar eklenmesini, bu insanların ölümü zindanda bekleme zulmüne maruz bırakılmasını onaylamıyor ve itiraz ediyoruz.


Dün, özgür irademizle, bizim neyi giyip giymeyeceğimize karar verme hakkını kendinde gören silahlı-silahsız güç odakları, beşli çeteler ve iktidarlarını reddederek bireysel haklarımızı savunduğumuz gibi bugün, içerisinde yaşadığımız şehir ve coğrafyalarda bize rağmen doğa cinayetleri işlemek isteyen ve toplumun itirazına rağmen vahşi ve emtia pazarına uyarlı bir şehirleşmeyi dayatan yeni güç odakları, beşli çeteler ve siyasilere karşı çıkıyor ve itiraz ediyoruz.


“Her türlü etiketleme, ötekileştirme, intikam, nefret söylem ve dilini kabul etmiyor ve itiraz ediyoruz”

Dün, Kemalist ulusalcıların toplumun bir kesimini diğeri karşısında ötekileştirip ‘yeni suç ve suçlular’ üretmek istemesi gibi bugün de aynı şekilde dünün ötekileştirilenlerinin temsilcisi oldukları iddiasındakilerin eliyle ‘yeni suç ve suçlular’ ihdas edilerek bir hınç ve intikam kültürü oluşturulmasını doğru bulmuyor ve itiraz ediyoruz.

Bu hukuksuz dava ve temelsiz karar vesilesiyle; halkın oylarıyla bir emaneti yüklenen ve asıl değil vekil konumunda olanların kendilerini halkın ‘efendileri’ zannederek yaptıkları veya söyledikleri haksız ve adaletsiz her türlü etiketleme, ötekileştirme, intikam, nefret söylem ve dilini kabul etmiyor ve itiraz ediyoruz.


Bazı Müslüman aydın ve yazarlar tarafından oluşturulan çağrı metninin imzacıları şu şekilde:

Fatma Akdokur
Aynur Aktaş
Ümit Aktaş
Ayetullah Aşiti
Kadir Bal
Mehmet Ali Başaran
Fatma Bostan Ünsal
İlyas Buzgan
Mehmet Ali Devecioğlu
Gülsüm Ekinci
İhsan Eliaçık
Bülent Şahin Erdeğer
Nurten Ertuğrul
Kazım Güleçyüz
Rabia Küçükkaya
Faysal Mahmutoğlu
İslam Özkan
Nuriye Özsoy
Enes Atila Pay
Berrin Sönmez
Fatma Yavuz
Metin Yılmaz
Mustafa Yürekli
Murat Kurtuldu

Kaynak: INDEPENDENT Türkçe

Uçtun Yine Deli Gönül

2020 yılı temmuz ayında henüz 45 yaşındayken hayata veda etmişti Asım Gültekin. Uzaktan da olsa tanıdığım, çalışma ve çabalarından haberdar olduğum biriydi. Kimseye müdânâ etmeyen, dünya malına, mevki makama değer vermeyen, dervişçe yaşamayı tercih etmiş biriydi.

“Dünya Bizim” adlı kültür sanat sitesini kurmuş ve yönetiyordu. 2010’lu yıllarda, her gün bir kez girip besleniyordum o havzadan. Onun yönetiminde ışıl ışıl parlayan, değer üreten, kıyıda köşede kalmış isimleri, emekleri bulup buluşturan, okurla kucaklaştıran, samimi ve iddialı bir yerdi Dünya Bizim.

Kitapsever ve dergi delisi olarak ün salmış Asım Gültekin’in dergisi gibiydi. Her ne kadar elinize alamasanız da sanallıktan uzak durmaya, yazar çizer ve okurlarıyla buluşmaya özen gösteren hevesli bir ekibin işiydi. Su katılmamış bir salih amel denemesi, kabul edilmiş bir dua gibiydi.

Asım Gültekin’in bir derdi olduğu belliydi, Nesimi’nin mısralarında karşılık bulan…

“Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim, Hakk kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren Hüda’dır kula minnet eylemem”

Derdini dava diye yaşayan ve olanca onuruyla taşıyan Asım Abi’nin kitabına “Uçtun Yine Deli Gönül” ismini kim koymuşsa, tebrik ederim. Fazlasıyla rasyonel, akılcı, maddeci ve kir pas içindeki bir dünyada Müslümanca yaşamak, gönül gözüyle görmeden ve ayakları yerden kesmeden mümkün olabilir mi? Asım Abi’nin dünyaya karşı aldığı tavra ve ruh haline uygun geliyor bana bu söz.

Deli bir gönülle kuş gibi yaşadı ve birden bire havalandı, uçtu gitti!

Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde rahmetlinin Genç Dergisi’nde kaleme aldığı yazıları, ikinci bölümde onu yakından tanıyan 55 kişinin şahitlikleri, kısa anlatıları, yer alıyor.

Rasim Özdenören, ölüm haberini aldığında neler hissettiğini şu sözlerle anlatmış gazetedeki köşesinde: “Bütün tanıdıkları, dostları gibi ben de şok oldum. Beklemediğimiz bir olaydı. Sağ kolum koptu sandım.”

Erol Erdoğan, “akranlarına dost, gençlere ağabey, dergicilere yoldaştı” diye yazmış.

Suavi Kemal Yazgıç, onun farklı bir yönüne dikkat çekmiş: “Asım Gültekin, okumanın bir başına yapılan bir eylem olmadığını, halkalar halinde okumanın bereketini hatırlattı bize.”

Aykut Kuşkaya şu sözlerle ortaya koymuş şahitliğini:

“Fedakar ve çoğu maddi anlamda karşılıksız müthiş bir çabayla, bizi biz yapan değerleri yeni kuşaklara aktarma gayretine ve onurlu bir Müslüman olarak yaşadığına şahidiz.”

Salim Sarıyıldız, Asım Gültekin’in, ismini efsane ağabeyler listesine yazdırdığı tespitinde bulunmuş: “Ağabeylik müessesesine entelektüel derinlik ve kalite getirmişti.”

Yıldız Ramazanoğlu onu, “tek başına seferberlik ilan etmiş, yola çıkmış bir adam” olarak tanımlamış.

Mehmet Dinç, “Asım Ağabey aklıma hep kadim taş bir köprüyü getirir” demiş. Harika bir benzetme doğrusu. “Acele etmeden, telaşsız kısa ömründe sayısız gence dokundu.”

İbrahim Tenekeci, “yazması gereken onlarca kitabı bir kenara bırakıp kendini genç nesillere adamış bir insandı” diyor. “Daima kardeşlik ahlakına uygun davranırdı. Onu tanıyalı yirmi yedi yıl olmuş. Bu zaman zarfında iyiliğini çok gördüm, kötülüğünü hiç görmedim.”

Çoğu birbirini belki de hiç veya pek tanımayan yüzlerce insanın büyük bir samimiyetle gerçekleştirdiği hayır dualar ve şahitlikler içinden yalnızca 55 isminkine yer verilebilmiş kitapta. Ben de altını çizdiklerim içinden bir kaçını buraya aldım.

Bir dava adamının portresini, ne kadar farklı, renkli bir kişilik olduğunu merak eden, tahlil etmek isteyenler kitaba müracaat edebilirler. Beni en çok etkileyen şahitlikler Sedat Anar ve Mehmet Lütfü Arslan’a ait olanlardı.

18 Mayıs 2017 tarihinde Asım Gültekin’den bir eposta aldım. Telaş içinde, yanlışlıkla bana gönderilen bir mesajdı bu. Bu vesileyle yazışmışız.

18 yıllık e-posta kutumda arattım, ne öncesinde ne de sonrasında herhangi bir yazışmamız olmuş. Bu tevafuk, kalabalık akan bir kaldırımda rastlaşma düzeyinde karşılaşma, ayaküstü muhabbet, onun karakterine dair net bir fikir veriyor.

Kitapta sağlamasını yaptım, pek çok kişi onun bu özelliğine, diğergâmlık diyelim buna, dikkat çekmiş. Allah için, kim olursa olsun, insana değer vermek, değer katmak, onun omzuna, daha iyi olması için dokunmak olarak tarif edebilirim bu inceliği, güzel davranışı.

Şöyle yazmış rahmetli:

“sa abi ayın 18ine kaldım ama inşallah çok gecikmemişimdir.

cahit koytakın çıkacak şiir kitaplarının isimleri ile alakalı bir karmaşa vardı. telefonlaştım, isimlerin kendisindeki son halini aldım.

25 kadar şiir kitabı var abi adamın çıkacak. 10 bin sayfa şiir. 3bin sayfası filan yayınlanmış durumda. 7bin sayfası duruyor. yayınlanmayı bekliyor.

muazzam bir hazine.

yazıyı kesmek biçmek gerekirse istediğiniz gibi kesip budayabilirsiniz.

selam ile dua ile”

Bunun üzerine ben de, işlerinde bir aksaklık olmaması için, “abi eposta yanlışlıkla bana gelmiş” diye uyardım kendisini.

Karşılıklı oturup bir çay içmişliğimiz olduğunu hatırlamıyorum. O kadarcık bir hukukumuz, basit bir anımız bile yokken, teşekkür edip geçeceği yerde, onca işin arasında bana şu mesajı yazmıştı:

“sa m ali abi

m ali çalışkan yerine sana mail atmışım.

bu vesile ile

gazete okuyan tavuk kitabını kızıma okudum altı yedi ay önce

tebrik ederim

nasreddin hocanın bisikletini kitaplıktan alıp okuyamadık kızımla. onu da okuruz inşallah.

dilinin rahat olması

muziplik bunlar güzel özellikler çocuk kitapları için.

yeni kitaplar yazmayı ihmal etme bence.

bir de okullarda programlar yapmayı ihmal etmemek gerekiyor.

şimdilik dar vakitte bu kadarcık demiş olayım

selam ile

dua ile”


İşte böyle biriydi Asım Gültekin. Almaktan çok vermeyi düşünen biri.

Rabbim kusurlarını affetsin, rahmetiyle muamele ve cennetiyle müşerref eylesin.