Yargıda Reforma Ne Gerek Var?

Aylardır reklamı yapılan yargı reformu paketine dair bazı düzenlemeler bugün resmi gazetede yayımlandı.

Muhakkak ki bu adımla ufak tefek iyileştirmeler olacak ve hak kaybı yaşayanların bir kısmının mağduriyetleri bir nebze de olsa ortadan kalkacak.

Son cümlede geçen “ufak tefek”, “bir kısım” ve “bir nebze” tabirlerine bakılırsa, olan biteni “reform” ile açıklamak abartının dik âlâsıdır.

Peşinen ifade etmek gerekir ki Ak Parti’nin vardıysa da, en az yedi yaşındaki AKP’nin bir reform kabiliyeti kalmış değil. AKP ve koalisyon ekibi tam da bu yüzden aylardır reform adıyla “makyaj” yapıyor. Acı ama gerçek, mızrak çuvala sığmıyor. Ne kadar makyaj yaparsa yapsın, Yargı çirkin yüzünü göstermeye devam ediyor.  

Farklı kesimleri aynı zulmün şemsiyesi altında birleştiren siyasi davalar ortada, cezaevleri dolmuş taşıyor, KHK mağdurlarına reva görülen üst düzey zulüm aynen devam ediyor. Pardon, biri yargıda reformdan mı bahsediyor!?

Türkiye’de istisnasız tüm kesimlerin hemfikir olduğu konuların başında yargıya olan güvensizlik geliyor. Yargıya olan güvenin dibe vurduğu, adeta yerlerde süründüğü bir devirde reform yapmak akıllıca, evet, kabul edelim. Lakin onlar da şunu kabul etsinler: Makyajdan mürekkep böylesine “çapsız” bir düzenlemeyi “reform” diye pazarlamak hiç ama hiç akıllıca değil.

Biz kimiz: Vatandaşlar. Onlar kim? Bizi yönettiklerini iddia edenler, ama yönetemeyenler. Fikrimizi sormuyor, rızamızı almıyor, böyle şeylere gerek bile duymuyorlar. Yalnızca zaaflarımız (örgütsüz ve dayanışmasız oluşumuz) üzerinde kibirle yükseliyorlar.

Yargıda reformdan bahsedenler mahkemelere talimat vermesinler, yargı mensupları talimat almayı reddedip yasalara ve vicdani kanaatlerine göre karar versinler, şimdilik bize yeter.

Yargıda reformdan bahsedenler her türlü eksiği ve gediği ile önlerinde duran anayasaya uysunlar, şimdilik bize yeter.

Yeni anayasa yapmaktan bahsedip hâlihazırda yürürlükte bulunan anayasaya uymamayı alışkanlık edinen “yönetici” sınıfa birkaç maddelik hatırlatmada bulunmakta fayda var.

Aşağıdaki maddelerin hakkını vermek reform değil devrim niteliği taşır kendileri için.

Anayasa Madde 9: “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.”

Anayasa Madde 10: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”

Anayasa Madde 12:Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.”

Anayasa Madde 17:  “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

Anayasa Madde 25:  “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”

Anayasa Madde 26:Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.”

Ezcümle, yönetici elit, yargıda reform yapmaktansa yargıda “gericilik” yapsa daha iyi olur. Hesap ortada! O “geri” gördükleri anayasanın bahsi geçen maddeleri üzerine bir adalet vizyonu inşa etseler 18 yıldır yönettikleri ülkede en büyük sorunun adı “Adalet” olmazdı.

İnsan gerçekten merak ediyor: Yargıda reforma ne gerek var?

Adil Yargılanma Hakkı’nı güvence altına alın. Oysa siz ortadan kaldırıyorsunuz!

Masumiyet Karinesi’ni uygulayın. Oysa siz tam tersine hareket ediyorsunuz: Yargının bir şekilde eline düşmüş herkesi, masumiyetini ispat edene kadar suçlu görüyorsunuz!

İnsanların “Lekelenmeme Hakkı’nı koruyun. Oysa yargı müfteri olmuş, yargı suça sürükleniyor, siz ise “gaz” veriyor, değilse de seyrediyorsunuz!

İfade Özgürlüğü’ne saygı duyun. Duymuyorsunuz, duymak istemiyorsunuz!

İşin aslı, bu ülkede yargıyı içine düştüğü çukurdan reform değil ancak devrim niteliğinde düzenlemeler kurtarabilir. Fakat bu nasıl olabilir?

Yargıya hukuka aykırı talimatlar vermeye alışmış yöneticiler ve hukuka aykırı talimatlarla hareket eden yargı mensupları görevdeyken, körler sağırlar birbirini ağırlarken, al gülüm ver gülüm, böyle gelmiş böyle giderken, nasıl olacak?

Şapkadan tavşan çıkartır gibi makyaj malzemelerinden reform düzenlemesi çıkartmaya çalışan yönetici elit keşke Hokkabaz filmindeki Cem Yılmaz kadar sevimli olsa.

Hokkabaz’la oturup bir “zihniyet devrimi” üzerinde çalışmak mümkün ama bu, yanına yaklaşılmaz yönetici elite “teklif dahi edilemez.”

Ah, keşke yanılsam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s