Neden Çocuk Kitapları Okumalıyız?

Biz büyükler sıklıkla kalıp yargılar içine kendimizi hapseder ve mutsuz ederiz. Yanlış anlama hususunda da üstümüze yoktur doğrusu. “Ağır ol ki molla desinler” atasözünü mesela, bağlamından koparıyoruz. Sıkıcı, kasıntı olmayı ağırbaşlı olmak zannediyoruz. Ciddiyetle tebessümsüzlüğü, büyümekle mizahsızlığı, olgunlukla somurtkanlığı birbirine karıştırıyoruz.

Bugün hâlen bisikletle işe giden bir “büyük” gördüğümüzde tahfif eden nazarlarla bakıyoruz. Bisiklet sürmek mi? Bu, çocuklukta kalan bir eğlence, diye düşünür büyükler. Aynı sıkıcı büyükler, çocuk kitabı okumayı da çocukların yapacağı, çocukça bir eylem olarak görürler.

Bu yazıda sizlere böylesi “ciddi” büyüklerin dikkatini çekmek üzere kaleme alınmış bir kitaptan bahsedeceğim: Neden Çocuk Kitapları Okumalıyız?

Zimbabve doğumlu çocuk kitapları yazarı Katherine Rundell’in bir makaleden oluşan minik ve sempatik kitabını, kendisi de çocuk kitapları yazarı olan Şiirsel Taş, Türkçe’ye tercüme etti. Domingo Yayınları’ndan çıkan kitabın ve sorunun cevabı, bana kalırsa çocuk olmanın alamet-i farikasında yatıyor. Çocuk olmak, dünyaya alışmamak ve her daim hayret makamında bulunmakla aziz değil midir?

“Çocuk kitapları bir saklanma yeri değil çocukluğu bulma yeridir.” diyor yazar. “Çocuk kitabı okurken, yeniden bir çocuk gibi okuma şansınız olur; ihtiyari bir fazlalıkmış muamelesi gören hayal gücünüzün henüz törpülenip çekidüzene sokulmadığı, dünyanın muazzam bir yer olduğu, her gün yeni şeyler keşfettiğiniz o eski, çok eski günlere dönme fırsatı bulursunuz.”

Çocuk kitaplarının hakkını gözeteyim derken büyüklere haksızlık etmek istemem. Bu sebeple tam da burada bir şerh düşmekte fayda var. Ne yazık ki çocuk kitapları kategorisinde has edebiyatı gözetmekten uzak, çocuğu ve çocukluğu küçümseyen “yığınla” niteliksiz kitap piyasada kendine yer bulabiliyor, dahası, aralarından sıyrılanlar, bir süreliğine çok satanlar listesine sızabiliyor.

Çocuklar için yazmayı, yazar olmanın kolay yolu olarak görenler varsa yanılıyorlar. Her anlamda iyi bir başlangıç sayılabilir, lakin her alanda olduğu gibi bu alanda da asgari düzeyde bir niteliğe ihtiyaç var. Özensiz tercümeler, bilhassa klasiklerin orijinal olmayan dilden eksik gedik çevirileri, çocuk edebiyatını “küçük” görmenin yol açtığı sorunların uzantısı olarak Türkçe okurlarının başını ağrıtabiliyor. Halkı, kitaplardan soğutmak suç olmasın ama ayıp da günah da sayılmıyor.

Büyükler, çocuk kitapları okumanın önemine vâkıf, tadını almış olsalar dahi, bu yeterli değil tek başına. Diyelim ki Momo, Pinokyo, Küçük Prens, Bir Şeftali Bin Şeftali, Mutlu Prens, Çizgili Pijamalı Çocuk kitaplarını duyduk, evet çocuk edebiyatı klasikleri, nitelikli eserler… Bu kitapları, hangi yayınevlerinden okumak gerektiğini bilmek gerekiyor ki kötü kitap veya sorunlu çeviri kurbanı olmayalım. Amiyane tabirle, sakata gelmemek için ben şahsen bu alanda okur yazar olan isimleri takip edip kitap önerileri almaya özen gösteriyorum.

“Neden Çocuk Kitapları Okumalıyız?” sorusuna “Çünkü evlendik, çoluğa çocuğa karıştık, onlara faydası olsun” diye kestirme bir cevap verenler de olabilir. Nerede durduğunuza, nerden baktığınıza göre değişmekle birlikte, neticede herkesin cevabı kendine.

Üniversitede derslerine girdiğim kıymetli hocam Prof. Dr. Cemal Bali Akal’ın “Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu” başlıklı edebiyat ve hukuk yazılarından oluşan kitabında ilk makalenin başlığı: “İpler ve Kanatlar: Pinokyo Versus Peter Pan”dır.

İpleri ele almak ve kanatlanıp uçmak, çocuk kitapları okumak için benim şahsi sebeplerim. Sizinkileri merak ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s