Terör Örgütü Üyesi Olmanın Cıvıklığı

15 yaşındaki suçsuz, dahası, mağdur edilmiş çocuk, müvekkiliniz, gözlerinizin önünde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle 1 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldığında, sırtınızdaki cübbeyi çıkartmak ve oracıkta, duruşma salonunun ortasında ateşe vermek istiyorsunuz. Bir İsrail bayrağı yakar gibi yakmak, o mahkeme kararını…

Elbette böyle şeyler yapmıyor, rolünüzün dışına çıkmıyorsunuz. Avukatsınız. Yargılama’yı tırnak içine alıyor ve bir “yargılama” henüz sona ermiş gibi sessizce sahneden çekiliyorsunuz. Saygılı görünmeyi de ihmal etmeden.

Şanslısınız. Kabul edilmesi çok daha ağır bir durumla karşı karşıya kalabilirdiniz. Müvekkilinizi cezaevine yollamadınız sonuçta.

Hükmün Açıklanması Geri Bırakıldı.

Yani beş yıl boyunca herhangi bir kasıtlı suç işlemediğinde sanki hiç terör örgütü üyesi olmamış gibi alnı ak başı dik  dolaşabilecek toplum içinde. Karar, hayatında hiçbir olumsuz sonuç doğurmayacak!

Bu arada, siz de karara itiraz hakkı kazandınız, tebrikler. Kararın değişeceğine nerdeyse hiç ihtimal vermeseniz de işiniz bu: İtiraz etmek. Hem, değil mi ki umut da fakirin ekmeği?

1. Müvekkil hakkında 12.04.2022 tarihinde verilen mahkumiyet kararına itiraz ediyoruz.

2. 2015 yılında 16 yaşından küçük ve öğrencilik faaliyetlerinden başka eylemi olmayan bir ÇOCUK’tan usul ve yasaya aykırı olarak Terör Örgütü Üyesi çıkartan Yargı’yı HUKUK’a dönmeye davet ediyoruz.

3. Bu gibi mahkeme kararlarının “kes kopyala yapıştır” mantığı ile yargılamadan çok önce “verildiği” yönündeki yaygın kanının mahkum edilmesi gerekirken, masum bir çocuğun, üstelik terör gibi ağır bir suçla ilişkilendirilip mahkum edilmesi vicdanları ve merhamet duygusunu yaralamakta ve Yargı’ya olan azıcık güveni de ortadan kaldırmaktadır.

4. Başta kendiniz ve Türk Yargısı, peşi sıra sanık ve ana babası ve hayatları hakkında verdiğiniz, “geriye bırakıldığı” yazılsa, bir süre “askıda” olduğu var sayılsa da Türkiye gibi bir ülkede ileriye dönük olarak bir ömür sonuç doğuran hukuka aykırı mahkumiyet kararının kaldırılması gerekmektedir.

*

Askeri darbe girişimi sonrası 20 Temmuz 2016 tarihinde ülke genelinde 3 ay süre için ilan edilen Olağanüstü Hal, tam 7 kez uzatılmıştı. Türkiye o tarihten bu yana içinden çıkamadığı olağanüstü bir hukuksuzlukla malul.

Uçsuz bucaksız bir hukuksuzluktan söz ediyoruz. Yazarken veya okurken çok kolay ancak yaşarken çok ama çok ağır bir durum bu. Ne yazık ki TL’nin değer kaybının yanında lafı bile olmadı adaletin ayaklar altına alınmasının. Olduysa da duyan olmadı. Duyan olduysa bile değişen pek bir şey olmadı.

İşte, 6 yıl sonra bile vatandaştan terörist imal etmeye devam ediyor yargı mekanizması. Rakel Dink‘in, Hrant’ın ardından yaptığı konuşmadaki o meşhur cümleye atıfta bulunuyorum: “Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz.”

Deva Partisi milletvekili, iyi bir hukukçu olduğuna şahitlik ettiğim Mustafa Yeneroğlu 15 Temmuz yargılamaları ile ilgili önemli bir rapora imza attı. “Hukuksuzluğun Sıradanlaşması: Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Yargılamaları” adlı rapor ülkenin içinde bulunduğu son derece vahim durumu ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz Eylül ayında TBMM’de gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla raporu kamuoyuyla paylaşırken kurduğu cümlelere bakar mısınız?

“2016-2020 yılları arasında silahlı terör örgütü suçundan en az 1 milyon 576 bin 566 soruşturma başlatılmıştır. Bir buçuk milyondan fazla insandan bahsediyorum. Bir Kayseri’den, bir Manisa’dan, bir Samsun’dan daha fazla bir nüfustan bahsediyorum. 1,5 milyondan fazla terörist olasılığı… 1 milyon 576 bin insanı aileleri ile birlikte hesap edelim. 5 kişilik çekirdek aileyi temel alalım. Bu soruşturmalardan etkilenen insan sayısı nerdeyse 8 milyon ediyor. Hırvatistan, Danimarka, Norveç, Finlandiya gibi ülkeleri geçtim, komşumuz Bulgaristan’ın toplam nüfusundan daha fazla insan bizde terör örgütü soruşturmalarının doğrudan etkisi altında. Bu akıl tutulmasını, her türlü aklıselimi aşan bu deliliği bir ülke ne kadar kaldırabilir?” 

Ülke bu deliliği kaldıramadığı için tam anlamıyla çökmüş vaziyette. Çöküş hukuk alanında sınırlı kalamazdı elbette. Bürokraside de Ekonomide de dibi gördük. İktidarın devasa bütçelere sahip propaganda aygıtları, yalan dolan, göz boyamakta aciz kalıyor artık.

Yeneroğlu’nun şu haklı tespiti üzerine insan sormadan edemiyor. Ben de sormadan veda etmeyeceğim.

“FETÖ ile mücadele ancak hukuk zemininde kalarak, adaleti sağlayarak ve insanları mücadele esaslarına ve yöntemlerine ikna ederek olur, Fethullah Gülen yapısının geçmişte uyguladığı metotları daha da profesyonelleştirip egemen kılarak değil. Bu nedenle artık hukuka dönülmesi ve haksız şekilde yargılanan kişiler hakkında çözüm yolları geliştirilmesi hukuki ve vicdani bir zorunluluk teşkil etmektedir.” 

FETÖ (zihniyeti) ile mücadele ne zaman başlayacak acaba?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s