Vuk Gıtgıt Star’da

İlhami IŞIK

08 Ekim 2016 Cumartesi

Gazete Okuyan Tavuk: Vuk Gıtgıt ve Nasreddin Hoca’nın Bisikleti!

http://www.star.com.tr/yazar/gazete-okuyan-tavuk-vuk-gitgit-ve-nasreddin-hocanin-bisikleti-yazi-1147788/

Bütün mesele her şeyin değerini bilip, hiçbir şeyin fiyatını bilmemekle ilgilidir; çünkü başka türlü yaratıcılığın sınırlarında aylakça gezinemez, hayaller kuramaz, fantaziler geliştirip başka türden bir algı için, bambaşka bir hissiyat için “kıskançlığın ilahi kırbacıyla” arzularımızı kışkırtamayız. Oysa hayat akmaya devam ediyor ve biz bütün gerçekliğin bildiklerimizden ibaret olduğunu ısrarla inatla savunuyoruz. Bazen küçük, minnacık bir şey kendiliğinden, öylesine gelip duyularımıza çarpar ve zihnimizi harekete geçirir. Artık başka bir gerçekliğin içinde buluruz kendimizi.

Bu cumartesi sabahı yüzünüzde oluşacak o tatlı gülümsemenin nedeni- ki aynı zamanda benim bu yazıyı kaleme almamın nedenidir- Vuk Gıtgıt adlı dünya tatlısı hikaye kahramanının, belki klişe olacak ama gerçekten de hem güldüren hem de düşündüren şahane maceralarıdır. Ali Baba’nın çiftliğinde 3-L sınıfında öğrenci, gözlüklü, sırt çantalı, beyaz ve 2 kilo 600 gram ağırlığında, ‘’Denizli’’ doğumlu olan kahramanımız, sıkı bir gazete okuyucusudur. O sadece pasif bir gazete okuyucusu değildir; okuduğu her haberin peşine düşen ve kısa süre sonra o haberin bir parçası olan çok duyarlı bir “Hayvan Hakları” savunucusudur.

Bugün bu yazıda size kitaptaki hikayeleri özetlemeye çalışmayacağım, bu büyük keyfi elinizden almayacağım!. Tıpkı benim yaptığım gibi siz de bir biçimde bu kitabı edinir ve zevkle çocuğunuz ya da torununuz ile birlikte okursunuz. Sizi temin ederim ki pişman olmayacaksınız.

Bir çocuk kitabı olmasına rağmen Mehmet Ali Başaran’ın yazdığı “Gazete Okuyan Tavuk” ve “Nasreddin Hoca’nın Bisikleti” adlı iki kitap, aslında aynı kahramanın (Vuk Gıtgıt) kesintisiz serüvenlerinden oluşuyor. Ama kitaptaki her öykü ahlaki değer ve etik sonuçlar bakımından, bizi biz yapan insani değerlerin, parlak “alegorik” anlatısıdır. İnsani varoluşun, bir başka aynadan görünümü ve idrak edilme halidir.

Bu anlamıyla Mehmet Ali Başaran, insan ve hayvan pozisyonlarını ters yüz ederek, bize hem unutmaya meyilli olduğumuz değerleri hatırlatıyor hem de yaratıcılığımızı kamçılayarak, olay, olgu ve değerleri yeni baştan ama başka bağlamlar içinde değerlendirmeye davet ediyor. Öyküleri okudukça aslında meselenin basitçe bir “hayvan hakları” meselesi olmadığını anlıyor ve varlık nedenlerimizi ister istemez sorgulamak durumunda kalıyoruz.

Mesela ilk kitap olan “Gazete Okuyan Tavuk” … “Bir Kitabın Hazin Sonu” adlı öyküde yazar, “Borçlar Kanunu” kitabının rafından düşüş hikayesine odaklanır. Borçlar Kanunu adlı kitap günler öncesinden rafından düşmüştür ve bu durum hiç kimsenin dikkatini çekmemiştir. Bana kalırsa bu hikaye kendi başına “Popüler Kültürün” en sıkı eleştirisidir.

“Rakamların Masalı” firar eden 1 rakamının yol açtığı “güvenilmez”, hesaplanamaz dünyayı anlatır. Öyle ya bütün masallar şöyle başlamaz mı? “Bir varmış bir yokmuş” 1 gerçekten yok olduğunda yerine koyacak neyimiz var? Söz gelimi toplumsal ilişkilerimizin içinden, sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı ve merhameti çıkardığımızda yerine ne koyacağız? Kusura bakmayın koyacak hiçbir şeyimiz yok.

İkinci kitap, ironik olarak Nasreddin Hoca’nın “Eşeği” yerine “Bisikleti” koyar. Bir kayıp hikayesi bağlamında Mehmet Ali Başaran, Ahlak ve Adaleti tartışır. Hikaye gelişip aktıkça, ahlak ve adaletin nasıl da iç içe geçmiş iki değer ve olgu olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Edebiyat, kendini gerçeğin yerine ikame etmez. Edebiyat, kendine “bilim” gözü ile bakmaz. Edebiyat, bize gerçeği, hakikati başka biçimde başka saikler içinde hissettirir. Zaten edebiyatın varlık nedeni ve eğer olursa bir görevi, o da bundan ibarettir.  Kapağının üstünde kocaman harflerle “ben romanım, ben hikaye kitabıyım” diye yazan kitaplardan bize mutlak hakikatleri anlatmasını bekleyemeyiz. Bu saçma olur. Çünkü bizim, kendini hakikatleri anlatmakla sınırlamış başka disiplinlerimiz var. Tarih gibi, felsefe gibi, psikoloji gibi, sosyoloji gibi v.s.

Mehmet Ali Başaran, bu gerçeklerin bilincinde bir yaratıcı olarak kendini konumlandırıyor ve bize çocuk hikaye kitapları aracılığıyla hissettire hissettire şahane öyküler anlatıyor. “Beyan yayınlarından” çıkan bu değerli iki çocuk kitabı, her türlü ilgiyi ve desteği hak ediyor.

Nasreddin Hoca’nın Bisikleti

İkinci kitabım “Nasreddin Hoca’nın Bisikleti” yola çıktı! 

Bi’ tur atmak isteyen okurlara tebessüm ve sürpriz vaad ediyoruz.

Nasreddin Hoca'nın Bisikleti

“İkinci işinde de yakayı ele veren bir hayvan çetesi, hamam sevdalısı şaşkın bir inek, acayip laflar eden kitaplar, dertli bir Ceviz Ağacı, Nasreddin Hoca’nın talihsiz bisikleti ve daha niceleri…
 
İlk kitap “Gazete Okuyan Tavuk” ile başlayan eğlenceli macera devam ediyor. Sırtında çantası, gözünde gözlüğü, ayağında şıpıdık terlikleriyle fırt fırt yürüyen kahramanımızı takip edin. Her yaştan okuru içine alacak farklı bir dünyaya açılıyorsunuz.”  

http://www.kitapyurdu.com/kitap/nasreddin-hocanin-bisikleti/401460.html&filter_name=mehmet%20ali%20ba%C5%9Faran

Yayın öncesi eleştirileriyle kitaba zenginlik katan arkadaşlara, bilhassa Adalet Canlı Akbaş, Neslihan Uyanık, Emre Berber, Sena Gürçay, Nevzat Güngör, A. S. Durmaz, Büşra Bulut, Ammar Kılıç ve eşim Sema Erdoğan Başaran’a teşekkür ederim.

Özel olarak teşekkür borçlu olduğum iki kıymetli insan daha var. Kitapların hazırlık süreçlerinde bürolarını daha çok kütüphane ve yazıhane olarak kullandığım Avukat Önder Gümüş ve Avukat Abdulhalim Yılmaz…

kitap ve kaderi

Kitapların nerde, ne zaman, ne şekilde karşınıza çıkacağı asla kestirilemez. Kitapseverler için heyecan vericidir bu sürpriz yüklü bilinmezlik.

Sevdiğiniz bir kitabın veya kitabınızın umulmadık bir yerde karşınıza çıkması insanın kendisi ile karşılaşmasıdır. Bir an’dır o, takmıştır peşine onlarca anıyı, çalmıştır kapınızı. Açarsınız. Destursuz girer içeriye. Davetsiz misafir. Davetsiz ama tanrı misafiri. Hoş gelmiştir, sefa gelmiştir.

Cağaloğlu’nda, eski ufak bir apartmanın 3. katında, olanca küçükesnaflığımla elime aldığım ilk kitabım yolculuğunu sürdürüyor. Ne de olsa seyahat özgürlüğü var!

Beş ilde halk kütüphanelerine girmiş, benden habersiz. Dahası, kendine arkadaşlar edinmiş, kendine yakışan şekilde muzip bir poz vermiş, fotoğraf çektirmiş. Ne diyelim, hayat ona güzel!

Şimdi kim bilir hangi çocukların ellerinde, gülümseyen gözler üzerinde?

Kader.

http://www.online-instagram.com/media/1063989883331071745_1437410946

http://cutehashtag.com/%C3%A7ocukkitaplari

İlk Kitabım

İlk kitabım okurla buluşmaya hazır.

Küçük-büyük bütün çocuklar için iyi bir armağan olduğuna inanıyorum. En azından duamız o yönde.

Yayın öncesi eleştirileriyle kitaba zenginlik katan arkadaşlara, bilhassa Mustafa Başpınar, Adalet Canlı Akbaş, Fatma Çağdaş Börekçi, Birsen Korkmaz, Emine Nur Çakır ve eşim Sema Erdoğan Başaran’a teşekkür ederim.

“İlk işinde yakayı ele veren bir hayvan çetesi, otobüsle göç eden kuşlar, başları belaya giren rakamlar, hastaneye kaldırılan bir kitap, hayli ilginç avcılar, basın toplantısı düzenleyen Evliya Çelebi ve daha niceleri… Her yaştan okuru içine alacak masal dünyasına adım atıyorsunuz. Sıradışı bir tavuğun başrolde olduğu eğlenceli bir maceraya hazırsanız…”

http://www.beyanyayinlari.com/tr/prddet.php?pid=703441

http://www.idefix.com/kitap/gazete-okuyan-tavuk-mehmet-ali-basaran/tanim.asp?sid=IV4NOB85XO5OIZR4JATB